11 Tem 2019

Yeni Kıdem Tazminatı Fonu Kurulması ve Yaşanacak Sorunlar?


Kıdem Tazminatı; 1475 sayılı İş Kanunun 14 Maddesi kapsamında çalışanın mevcut İş yerinde 1 yılını tamamlaması ve tazminat hak ederek işten ayrılması halinde ödenmektedir.  
Bazı özel durumlarda da haklı nedenle işçinin ve işverenin iş sözleşmesini feshetmesi halinde kıdem tazminatı ödenmektedir.

Kıdem tazminatı tavanı her yılbaşında ilan edilmekte yılın 2’ nci yarısında yanı 1 Temmuz tarihinde çeşitli göstergeler esas alınarak yeni tazminat tavanı hesaplanmakta ve ilan edilmektedir.

2019 Yılı Temmuz ayı başında yeniden ödenecek Kıdem Tazminat tavanı 01.07.2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.   01.07.2019-31.12.2019 Tarihleri ararsında Kıdem Tazminatı Tavanı 6.379,86 TL olarak uygulanacaktır.

Kıdem Tazminatı Tavanı Rahmetli Turgut Özal döneminde sınırlama getirilerek ilgili dönemde düşürülmeye başlanmıştır. Çok değersiz hale gelen kıdem tazminatı işsiz kalanlar için önemli olsa da işten çıkarılan ve işsizlik tazminatı almaya hak kazanamayan işsizler için kurtarıcı etkiye sahip bulunmaktadır. Tüm çalışanların tazminat alamadığı durumlar olsa da işçi için kıdem tazminatı bir güvence olmaktadır.

Yıllardır konuşulan Kıdem Tazminatının fona devri ile ilgili çalışmalar 2003 Yılından itibaren 16 yıldan beri tozlu sayfalarda saklanmaktadır. Ancak gelinen bugünkü ortamda Kıdem Fonu Devlet için fon yaratma amacı ile çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bu fonların kullanımı ve nemalandırılması dışında anapara ’nın geri alınması bile mucizelere bağlı kalacaktır. 

Ülkenin içinde bulunduğu  durum nedeni ile fonların güvencesi olmayacaktır. Türkiye tarihinde hep çalışanlar aleyhine gelişen bu sistemler verim elde eden olmadığı gibi anaparalar da kaybedilmiştir.

Son kalkınma planında Kıdem tazminatı ve BES birlikte değerlendirmeye tabi tutulmaya çalışılmaktadır. Bu durum çok daha çok sıkıntı yaracaktır. Kıdem Tazminatı Fonu ile birlikte BES ile ilgili yeni düzenlemeler yapılacaktır.  Zorunlu BES tüm çalışanları kapsayacak şekilde yeniden düzenlenecektir. Zorunlu BES ve BES’ ten çıkış şartları ağırlaşacak Sadece Zorunlu BES ten yatırılan paraların bir kısmı ev almak veya evlenmek isteyenler borç olarak ödenmesi planlanmaktadır.

Kıdem Tazminatı Fonu ile ilgili gerçeklere gelince; Öncelikle Kıdem Tazminatı çıplak ücret üzerinden yan haklar olmadan hesaplanacaktır. Bu nedenle,
  • Yan haklar ve Sosyal Yardımlardan hesaplamaya dahil edilmeyecektir,(Bu hesaplama tarzına göre Yıllık Kıdem Tazminatı % 10-15 arasında azalacaktır,)
  • Kıdem Hesabına esas ücret içinin 1 aylık brüt ücreti olması haline işverenler her işçi’ nin aylık brüt ücretinin 1/12 kadar bir bedeli fona yatırmak zorundadır. ( 4000/12=333,33 TL her ay fona yatacaktır. %8,3 Fona yatırılacaktır.) Bu durum işçilik ücretlerinde maliyetlerin artmasına neden olacaktır.
  •  İşçinin 21 günlük ücreti üzerinden hesaplanan Kıdem Tazminatı ise aylık 4000. TL brüt ücrete üzerinde 2.666,66 TL /12=222,22 TL her ay Kıdem tazminatı fonuna yatırılacaktır, % 5,55 oranında fona ödeme yapılacaktır
  • Avusturya Modeli olarak ta anılan sisteme göre 15 günlük ücret 4000. TL /30*15 gün= 2000. TL brüt üzerinden 2000/12=166,66 YL her ay fona yatacaktır 166, 66/4000. TL= % 4,16 oranında Kıdem Tazminatı ödenecektir.
  •  Kıdem Tazminatı tavanı Sigorta tavanına bağlı olarak tazminat hesaplanacak ve yatırılacaktır.  
Çok tartışmalı bir ortamda geçecek fon çalışmasında eski çalışanların hakları ile ilgili
kararlar beklentiyi arttırdığı kadar sorunları da getirecektir.  Fonlara güvenin azalması, nemalandırmanın devlet tarafından düşük faizle yapılması ve ülkenin içinde bulunduğu riskli durum nedeniyle fonlara el konması beklenebilir.

Sendikaların bu konudaki olumsuzluk beklentileri nedeniyle fona sıcak bakmadıkları görülmektedir. Bir diğer önemli konu ise Fonda biriken Kıdem Tazminatlarına Emeklilik, ölüm, malullük gibi haller dışında bir ödeme yapılmayacağı, sadece ev veya araba alınması halinde fonda biriken paranın ½ si kadar borç para çekileceği belirtilmektedir. İşçi emekli olduğu zaman fonda biriken nemalı tazminatına hak kazanacaktır.

Bu durum nedeniyle halen vergi ve sigorta primi ödeyemeyen firmaları kıdem tazminatlarını fona yatırmaları imkanı çok kısıtlı olacağı gibi şirketlerin personelini işten çıkararak  tasfiye işlemleri yapmaya başlayacaktır.

Her ay muhtasar ve prim bildirgeleri ile beyan edilecek Kıdem Fonları ve Zorunlu BES işçi ve işverenden ciddi kesintilere neden olacaktır. En önemlisi ise işçi-işveren arasında çatışmaların yaşanması ihtimalidir.  Ücretin bir kısmını bordroda göstermeyen işverenler İşçinin tazminatını eksik yatıracağı için tartışmalar yaşanması ihtimal dahilinde bulunmaktadır.

Deprem yaratacak diğer bir husus ise 4857 Sayılı İş Kanunun 24 Maddesi gereğince işverenin Ahlak ve İyi niyet kurallarına aykırı davranması nedeniyle işçinin haklı nedenle tazminat alarak işten ayrılması halinde; 
  1. SGK ödemeleri ve Kıdem tazminatı ödemeleri eksik beyan edilmesi nedeniyle haklı nedenle fesihler yaşanması 
  2.  SGK ve İşveren hakkında Hizmet tespit davası açması,
  3.  İşveren tarafından 5 yıl geriye dönük tüm teşviklerin faizleri ile geri alınması,
  4.   Geçmişe yönelik SGK primleri, İdari Para cezaları, faizleri ile geri alınması,
  5.   Alt işveren çalıştıran firmaların aynı sorunları ile ilgili borçların asıl işveren tarafından ödenmesi zorunluluğu,

Yukarıda yazılı sorunlar, kıdem tazminatı, BES ödemeleri, haklı nedenle fesihler, İşçinin Hizmet tespit davası sorunlar bu süreçte tedbir  almayan firmaları bekleyen en önemli tehlikelerdir

Saygılarımla 

Şakir Gülsever
İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı
İK Yönetim Danışmanı,
SMMM-Eğitmen

Web: sakirgulsever,net
Cep Tel: 0532 236 13 39
Tel: : 0216 709 26 91

Paylaş:

8 Tem 2019

YIL İÇERİSİNDE İŞ DEĞİŞTİREN VE 2 İŞVERENDEN ÜCRET ALANLARI BEKLEYEN TEHLİKE?


Genel olarak çalışanlar işverenler tarafından yapılan yasal kesintilerin nihai vergilendirme olduğunu düşünmekte başka yükümlülükleri olduğu konularında  bilgileri bulunmadığı için bir sonraki yılın Şubat ve Mart aylarında 1 önceki yılın gelirleri için beyanname vermemektedir. 

Bu nedenle Vergi idaresi çalışanların banka hesaplarından elde edilen bilgiler veya SGK ile yapılan işbirliği sayesinde beyanda bulunmayanları sorgulamaktadır. Türkiye çapında 2017-2018 Yılları ile ilgili inceleme başlatılmış bulunmaktadır.

Olay kısaca değerlendirildiğinde Gelir Vergisi Kanunu 86 Maddesi 1-b Fıkrasında yer alan tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşan çalışanların ( 2017 Yılı için 30.000.TL -2018 Yılı için 34.000.TL- 2019 Yılı için 40.000.TL ) üstünde ücret geliri elde etmeleri  halinde  tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil), olmak üzere Yıllık beyanname ile gelirlerini beyan edecekleri bu bedellerin altında kalanların ise beyan etmeyecekleri yasada yer almaktadır.

Yıl içerisinde iş değiştirenler ve aynı ayda 2 şirketten ücret geliri elde edilmesinde yukarıda yer verilen tutarları aşmayan gelirlerin altında gelir elde edilmesi durumunda toplama yapmaya ve  beyanname verilmesine gerek yoktur.

Yıllardır uygulanan bu sistemde konu hakkında bilgisi olan ücret geliri elde edenler, ilgili yılda iş değiştirenler veya aynı anda 2 işverenden ücret geliri elde edenlerin  (Örnek: 2018 Yılı için 34.000.TL)  belirlenen tutarı aşması halinde 2019 yılında beyanname verme döneminde elde ettikleri tüm ücretlerin dökümlerini birleştirerek beyanname vermeleri ve çıkan vergi farklarını ödemeleri zorunlu olmasına rağmen beyan edilmediği tespit edilerek Vergi İdaresi incelemeye başlamıştır.

Gerçek kişi gelir vergisi mükelleflerinin Kanun'un bu madde hükmüne göre Kanun'da belirtildiği şekilde yıllık beyanname vermeleri zorunludur. Ancak çalışanların yasa hükmü hakkında bilgileri olmadığı için beyanname vermedikleri ve vergi farklarını ödemedikleri tespit edilenler Vergi İdaresi tarafından 2017 ve 2018 Yılları örnek alınarak tüm Banka ve şahsi işlemleri incelemeye alınmıştır. Bilhassa ANKARA’ da beyan davetleri yapılmakta ve inceleme sonucunda izah edilemeyen gelirler için zorunlu beyanlar alınmaktadır. Şimdilik pişmanlık cezası ile tahsil edileceği düşünülen bu gelirlerin sonraki yıllarda vergi kaçağı işlemi yapılması muhtemeldir.

Kimler Beyanname vermek zorunda?
1.    Yıl içerisinde iş değiştiren çalışanlar(Yıllık istisnayı aşanlar)
2.    Aynı ayda 2 işverenden ücret geliri elde edenler, (Yıllık istisnayı aşanlar) 

Yıl içerisinde 2’ inci ve 3’üncü İşverenden aldıkları ücretler 2017 Yılı için 30.000.TL,2018 yılı için 34.000.TL aşanlar Beyanname vermedikleri için sorun yaşayacaklardır. Geçmiş yıllardaki bu ücret gelirlerini aşan ve beyanname vermeyenlerin riskli duruma geldikleri görülmektedir.

2019 Yılı ile ilgili 2-3 işverenden ücret geliri elde eden iş değiştirenler ile aynı ayda 2 -3 işverenden ücret geliri elde etmeleri halinde 2020 Yılı Şubat-Mart ayı içerisinde beyanname vermezlerse zor durumda kalacaklardır.

İşvereni ilgilendiren bir durum olmadığı çalışanların yükümlü olduğu bu riskleri dikkate alarak takip etmeleri ve her yıl beyanname vermeleri sorunları çözecektir. .

ÖRNEK: 1) Nisan 2019 ayında iş değiştiren çalışan 4750.TL aylık brüt ücreti varsa Mayıs-Aralık ayları ile ilgili olarak 4750.TL*8 ay = 38.000.TL, 2-3 işverenlerden toplam olarak ücret aldıkları takdirde yıl sonunda beyanname vermelerine gerek bulunmamaktadır. Tavanın altında kalmaları nedeniyle)

ÖRNEK:  2) Nisan 2019 ayında iş değiştiren çalışan yıl içerisinde diğer işverenlerden(2-3 işveren) ücret aldıkları takdirde yıl içerisinde 6.000.TL aylık brüt ücreti varsa Mayıs-Aralık 2019 ayları ile ilgili olarak 6.000.TL*8 ay =48.000TL, ücret geliri elde edilmesi sonucu 40.000.TL sınırlamanın aşılması nedeniyle yıl ertesi yılın Şubat-Mart (2020 beyan döneminde beyanname vermelerine gerekmektedir.

Aynı durum 2017-2018 yılları için beyanda bulunmayanlar Vergi İdaresi tarafından tespit edilerek incelemeye alınmaya başlamışlardır. Bu durumda olan çalışanlar yıl içerisinde ücret aldıkları işverenlerden alacakları ücret  dökümlerini ve  yasal kesintilerini birleştirerek toplam ücret üzerinden yasal indirimler kesildikten sonra kalan matrah üzerinden Gelir Vergisi hesaplayacaklar ve 2019 yılında ödenen vergiler düşüldükten sonra çalışanlar kalan vergi farkını beyan ederek ödeyeceklerdir.

Bu durumdan kaçınma imkanı yoktur. Tüm çalışanların geçmiş yıllarda bilhassa 2017 yılı-2018 yılları gelirlerini Vergi idaresine açıklamaları gerekmektedir. Ancak bu konuda çalışanların dikkat etmeleri gereken en önemli konu Vergi İdaresinin 5 yıl geriye doğru beyanname incelemesi yapması ve vergi kaçağı tahakkuku yapma ihtimali çok önemli sorunlar ortaya çıkaracaktır
Saygılarımla,

Şakir Gülsever
İK Yönetim Danışmanı
İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı
SMMM –Eğitmen (Ücret ve Bordro eğitimleri)
Sorularınız için
Tel: 0216 709 26 91-94
Cep: 0532 236 13 39


Paylaş:

29 Haz 2019

ÇALIŞANLAR VERGİ İNCELEME DAVETİ ALMAYA BAŞLADI ?


Vergi Usul Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunları gereğince yıl içerisinde çalıştığı şirketten ayrılarak başka işverene bağlı olarak çalışanların vergi yükümlülükleri bulunmaktadır. Ancak çalışanların bu konuda bilgilerinin bulunmaması nedeniyle bu vergi yükümlülükleri yerine getirilmediği için bugüne kadar vergi idaresi çalışanlar ile ilgili işlem yapmamakta beyanları takip etmemekteydi

Bütçede para kalmayınca yerine getirilmeyen bu yükümlülükler nedeniyle vergi daireleri bu kapsama giren çalışanları incelemek için davet etmeye başladı, Bilhassa Ankara 10.000 civarında yüksek ücret ile çalışanlar şahsi hesapları dahil olmak üzere inceleme için vergi dairelerine davet edilmiştir.

Hangi çalışanlar beyana çağrılmaktadır.
  • 1   Yıl içerisinde birden fazla işveren yanında yüksek ücretli çalışanlar,
  • 2.   Aynı anda 2 işyerinden ücret alan çalışanlar,
  • 3.  Yıl sonunda beyanda bulunmayanlar,

Bu durumda olan çalışanların 2017-2018 yıllarında verilmeyen beyanları nedeniyle inceleme başlatılmıştır.

Yasa hükmü gereğince yılbaşından itibaren çalışılan işverenden alınan ücretler toplamı ne kadar olursa olsun tek işverenden elde edildiği için % 15 vergi oranı ile başlayan ve % 35 oranına kadar giden vergileme yapıldığı için çalışanın beyanname vermesine gerek yoktur.

Ancak Yıl içerisinde 1’ inci işverenden ayrıldıktan sonra 2 veya 3 işverenden yıl içerisinde ücret alınması halinde 2 veya 3 işverenden elde edilen ücretlerin toplamı 2017 yılı için 30.000.TL’ yi aşan,2018  Yılı için 34.000.TL aşan 2019 Yılı için 40.000.Tl ücret geliri elde edenlerin bu tutarları aşanların eski ve yeni işyerlerinden ücret ve vergi dökümlerini alıp toplamı üzerinden vergi hesaplamaları yapmaları ve sonraki yılın  Şubat-Mart döneminde vergi dairesine beyanname vererek vergi farklarını ödemeleri gerekmektedir

Bu bilgiye sahip olmayan çalışanlar tarafından gerekli beyanlar yapılmadığı ve vergi farkı ödenmediği için şahısların banka hesaplarının vergi idaresi tarafından yapılan kontrolleri sırasında ortaya çıkan sonuçlara göre beyanları ile ilgili inceleme için davet edilmektedir.
Gerekli açıklama ve inceleme sonunda bilhassa 5.000.00TL -.7.000.00TL üzerinde  brüt ücreti olan çalışanların davet edilmesi  ve incelmeye girmesi kaçınılmaz hale gelmektedir. (Yıl içerisinde birden fazla işverenden ücret alanlar için)

Çalışanlara tavsiyemiz 2017-2018 yıllarındaki yıl içerisinde iş değiştirmiş iseler 2017 yıl için 2 işverenden elde edilen ücret ve diğer gelirler toplamı 30000.00TL sı-2018 yılında iş değiştirenler ise 34.000.00 TL aşan ücret almışlar ise davet almadan pişmanlıkla beyan ederek vergi farklarını ödemeleri faydalı olacaktır.  Aksi halde davet alırlar ise vergi kaçağı cezası uygulama riski oldukça yüksektir.

Saygılarımla

Şakir Gülsever

İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı
İK Yönetim Danışmanı
SMMM-Eğitmen
Sosyal Güvenlik Müşaviri

Cep Telefonu: 0532 236 13 39
İş Telefonu: 0216 709 26 91-94
Web: sakirgulsever.net


Paylaş:

25 Haz 2019

KAYIT DIŞI ÜCRET ÖDEMELERİNDE SON AŞAMA, İŞYERİNİZ KAPATILABİLİR?


10.06.2019 Tarihinde yayınlanan Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı 2019-2021 yıllarında kayıt dışılık konusunda önemli tedbirler alınmasını gerektirmektedir. Bu dönemim kırmızı çizgisi 2019 yılı ve Eylül 2020 Dönemi oldukça önemli bulunmaktadır

Yayınlanan Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı 5 ana başlıkta toplam 39 eylem planından oluşmaktadır. En önemli husus ise eylem planının 21 sırasında yer verilen ve Sahte belge düzenleyen mükelleflerin mükellefiyet kayıtlarının re’ sen durdurulmasına yönelik idarî ve teknik düzenlemeler en geç Eylül 2020 Tarihine kadar yapılacaktır, Kayıt dışı işlemlerin kısa sürede engellenmesi için hazırlanan planların uygulanması için ciddi çalışmalar yapılmaktadır.

Bordroda düşük gösterilen ücretler, kayıt dışı çalıştırılan işçiler ve yönetici olup vergi ve sigorta ödemelerini az göstermek için gizlenen bilgilerin ortaya çıkarılması tüm bakanlıklardan elde edilecek veriler ile kayıt dışı işlemler denetlenerek ortaya çıkarılacaktır

Yapılan çalışmalar,
  •  Meslek Kodlarının kontrol edilmesi,
  •  Muhtasar ve Prim belgelerinin birleştirilmesi ve Meslek Kodları’ nın kontrolü yapılması,
  •  Sigorta yapılmadan gider pusulası ile ödeme yapılan çalışanların Muhtasar   beyannameden tespitlerinin yapılması,
  •   Meslek kodlarının analizi ile aynı işi yapan diğer şirketlerdeki ücret farklarının tespit edilmesi, (Meslek odaları ücret listelerı)

Çalışmalarına hız verilmesi planlanmıştır.  Meslek Kodlarını genellikle çalışanların eğitim durumuna göre veren firmaları önemli riskler beklemektedir.

 SGK. duyurularında açıklandığı üzere Meslek Kodları çalışanın Eğitim durumuna göre değil Organizasyon şemasında gösterilen görevler esas alınarak verilmesi gerekmektedir. Mühendis veya uzman olarak gösterilen Yöneticilerin ücret düşüklüğünün tespit edilmesi SGK tarafından 01.07.2019 Tarihinden itibaren başlanacaktır.

Firmalar ne yapmalı:

Meslek Kodlarını doğru düzenlemeyen ve bordroda düşük gösterilen ücretleri olan firmaları bekleyen riskler oldukça fazladır.

Yayınlanan genelge göre hatalı ve sahte belge düzenleyen firmaların 01.07.2019 Tarihinden itibaren yeni bir yol haritası ile çalışmaları gerekli ve önemlidir.
1. Firmalar 01.07.2019 Tarihinden itibaren Muhtasar beyanname ve Sigorta primi bildirimine kadar meslek kodu ve kayıt dışı işlemleri düzeltmeleri,
2.    Personel ücret ödemlerinin tamamını bordroya yansıtmaları(Önemli riskler için tedbir almadan yapılmamalı)
3.  Meslek kodları için organizasyon ve görevleri belirlemeli, personelin meslek kodu buna göre yazılmalı,
4. Beyanname verileceği 23.08.2019 Tarihinden önce hatalı meslek kodlarını düzenleyici tedbirler hızla alınmalı,
5.  Firmalar Meslek odaları tarafından belirlenen ücretleri ile kendi ücret yapılarını kontrol etmeli,
6. Ücretlerin bir kısmı elden ödeniyorsa ücret dengelerine bakarak denetim riskini önleyecek şekilde birleştirmeleri,(Bir anda yükseltilen ücretler denetime davetiye çıkaracaktır,)

Bu tarihten sonra sahte belge (Bordroda düşük ücret, gider pusulası ile ücret ödeme,  meslek kodlarının doğru olmaması gibi vergi ve sigorta kaçağına neden olacak olaylar ile ilgili riskler yaşanması kaçınılmazdır,

 Bu nedenle firmalar zor durumda kalmamak,Vergi İdaresi ve SGK yaptırımları önleyecek tedbirler almak için Mali Müşavirler, Uzmanları, İK yöneticilerinden tedbir almalarını istemeleri gerekir.

Bir diğer konu ise Firmaların risklerini önlemek için  İK ve Yasal Uygulama Denetimi” yaptırarak mevcut durumlarını öğrenmeleri ve acil tedbir almaları önemli bulunmaktadır. 
Kayıt dışı işlem yapan firma yöneticileri için Vergi İdaresi ve SGK tarafından ihbarda bulunularak Cumhuriyet Savcılıklarınca  1-3 yıl arasında hapis cezası istenmesi söz konusu olacaktır.

Saygılarımla.
Şakir Gülsever
İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı
İK Yönetim Danışmanı
Eğitmen 

Paylaş:

10 Eyl 2018

ÜCRET BORDROSU VE PUANTAJ İMZASINDA İŞVEREN SORUMLULUKLARI


Ücret Bordrosu ve Puantaj belgelerinin işçiye imzalatılmaması sonucu ciddi sorunlar yaşanmakta ve önemli riskler ile karşılaşılmaktadır. Firmaların sayısal olarak büyük bir kısmı sorumluluklarını yerine getirmediği için önemli kayıplar yaşamaktadır

Firmalar tarafından yapılan değerlendirmelerde İşçi alacaklarının bankaya yatırılması nedeniyle sorun yaşanmayacağı konusunda yanlış bildirimler yapılmaktadır. Firmaların sayısal olarak büyük bir kısmı; yaklaşık % 90’ ı bordro imzasından kaçınmaktadır.

 2013 yılından itibaren puantaj kayıtları eksik günleri olan işçilere imzalatılarak İşveren imzası ile personel özlük dosyalarında saklanması zorunludur. Denetimlerde ibraz edilmesi zorunlu olmasına rağmen bu konuda da işverenlerin sorumluluklarına yerine getirmedikleri yapılan denetimlerde ortaya çıkmaktadır. Birçok işletme iş yoğunluğu nedeniyle işçiye imzalatılmadığı gibi dosyaya da koymamaktadır.

Ücret Bordosu ve puantaj kaydının bütün zorluklara rağmen imzalatılması şirketleri önemli risklerden korumaktadır. Son dönemlerde Arabulucu görüşmelerinde ve iş davalarında en önemli ispat belgesi imzalı puantaj kaydı ve ücret bordroları' dır. Yargıtay’ ın bu konudaki kararlarında imzalı ücret bordrosu öne çıkmaktadır.

Yargıtay kararlarında “İmzalı ücret bordrosu doğru düzenlenmişse, tüm bilgi ve kayıtlara yer verilmişse, işçi itiraz kaydı koymadan bordroyu imzalamışsa ilgili aya ilişkin alacağı bulunduğunu iddia edemez.”  görüşlerine yer verilmiştir. Ancak işçiye hak ettiği alacaklar ödenmiyor ise imzanın şirketleri kurtardığından söz etme imkanı bulunamaz ve 5 yıl içinde işçinin dava açma hakkı bulunmaktadır.

Ücret bordrosunun esas dayanağı olan puantaj kaydı 13.08.2013 tarihinden itibaren işçinin işe gelmediği ve çalışılmayan günlerin karşısına 07 Puantaj kaydı konarak işçinin imzalaması ve personel dosyasına konması gerekir. 07.12.2017 tarihinde yayınlanan Sigorta İşlemleri Yönetmeliğindeki bu konuda açıklama ile tekrarlanmıştır.  Eksik günü olan İşçinin aylık puantaj kaydının imzalanmaması halinde denetimlerde ek tahakkuk yapılmakta ve idari para cezası kesilmektedir.

Ücret bordrosunun imza karşılığı işçiye verilmesi, puantaj kaydının imzalatılması ve işlemlerin doğru yapılması risklere karşı işvereni korumaktadır.  Son dönemde açılan iş davaları ve arabulucu görüşmelerinde işvereni sorumluluktan ve risklerden koruyacak en önemli belgeler İmzalı ücret bordrosu ve imzalı puantaj kayıtlarıdır.

Açılan davalarda Avukatlar tarafından hazırlanan dilekçelerde Ücret farkları,kıdem ve ihbar tazminatları,Hafta tatili,ulusal bayram günleri ücreti, AGİ ödemesi,fazla mesai talepleri yazılarak dava açılmaktadır. Her konu için 100,00TL. davalar açılmakta ilk dava kazanılmasından sonra tam talepler yapılmaktadır.

Dava talepleri incelendiğinde işverenler tarafından yasalarda yer verilen sorumlulukların sağlıklı olarak takip etmedikleri için davalarda önemli kayıplara uğraması dışında SGK ve Vergi idareleri nezdinde de ciddi kayıplar yaşanması kaçınılmazdır. Kaybedilen davada geçmişe yönelik tahakkuklar ile idari para cezaları, vergi cezaları ve alınan teşviklerin kaybedilme riskleri oldukça önemli tutarlara ulaşacaktır.

Bu konuda açılan davalar dışında SGK tarafından çapraz kontrollere başlanmış ve tedarikçi firmalardan hizmet veren personelin dosyaları, ücret bordroları alınarak denetim yapılmaktadır. Bilhassa ikili ücret ödeyen firmaların riskleri ortaya çıkmaya başlamış bulunmaktadır.

İşverenlere tavsiyemiz; Yaşalar ile belirlenen yükümlülüklere tam olarak uymak ve riskli durumları önlemek için bilhassa ücret bordrosu, puantaj kayıtları(tüm işçilere imzalatılması faydalı olacaktır). Çünkü her personel işverenler için potansiyel bir davacı durumuna gelmesi nedeniyle davalarda kendisini korumak için imzalı puantaj kaydı ve ücret bordrosu önemlidir. Fazla mesai,ulusal bayram günleri,AGİ ödemeleri,hafta tatillerinde işçinin çalışma şeklini ispatlama bakımından önemli bulunmaktadır.

Saygılarımla.

Şakir Gülsever

İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı
İK Yönetim Danışmanı
SMMM-Eğitmen


Sorularınız için: 0532 236 13 39 





Paylaş:

3 Eyl 2018

ŞİRKETLER BORDRO UYGULAMANIZI DOĞRU YAPIN; İŞVEREN ÖZEL SAĞLIK SİGORTASI ÜCRETTİR




Şirketler personellerini sağlık risklerine karşı korumak için Özel Sağlık Sigortası yapmaktadır. Yıllardır bu konudaki tartışmalarda Özel Sağlık Sigortasından kesilmeyecek veya GV kesilecek tartışmaları sürüp gitmektedir. Konu yasa açısından gayet açık olmasına rağmen Türkiye’ de firmalar uygulama yaparken kendi kendilerine yorumlar yaparak yanlış uygulama yapmaya devam etmektedir. Olmayan yasal uygulamalar yapılarak  % 15 Stopaj istisnası uygulansın veya bordroya koymaya gerek yok diyen Uzmanlar, Müşavirler, Denetim Firmaları, Bordro yapan şirketler ve diğer firmaların yanlış uygulamaya devam ettikleri görülmektedir. 

Başlıktaki ifadeye bakarak yanlış hükümler vermeden önce konuyu açıklık getirmek gerekmektedir
Yapılan uygulamalar incelendiğinde aşağıdaki durumlar  ile karşılaşılmaktadır.
1)    Bazı uzmanlar; İşveren tarafından yaptırılan Özel Sağlık Sigortasını bordroya koymaya gerek yok direk gidere atılması yönünde görüşlerini açıklamaktadır.
2)    Bazı uzmanlar bordroya koyun ama sadece damga vergisi kesecek şekilde brütleştirin demekte ve buna göre uygulama yapanız gerekir demektedir,
3)    Bazı uzmanlar ise işveren tarafından yapılan Özel Sağlık Sigortası SGK bakımından Asgari Ücretin % 30’ u kadar istisnaya tabi olacak ve Gelir Vergisi + Damga Vergisi kesintisi yapılmak üzere brüt ücret olarak bordroya konması gerektiği konusunda görüş vermektedir. 

Bu üç şekilde uygulama incelendiğinde  Yasa Hükümlerine göre 3 uygulamanın doğru olduğu  ve  işveren tarafından yapılan Özel Sağlık Sigortası bordro üzerinden ödenmesi gereken bir ücret olduğu ortaya çıkmaktadır.  

01.01.2103 tarihinde yürürlüğe giren 6327 Sayılı yasa değişikliklerine bakmak faydalı olacaktır. Bu tarihten önce uygulamada Özel Sağlık Sigortalarında Gelir Vergisi bakımından % 5 istisna, BES için ise % 10 istisna uygulaması yapılmaktaydı. 6327 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile BES sistemde % 15 olarak yer almıştır.

Şahıs Özel Sağlık Sigortaları:
a)    İşçi tarafından yapılan Şahıs Sigortaları içinde yer alan Özel Sağlık Sigortası, (GVK 63/3)
b)    İşveren tarafından Grup Sigortası şeklinde bedeli işçinin ücretinden kesilmek suretiyle yapılan Özel Sağlık Sigortası, (GVK. 63/3)
 Şeklinde yapılan sigortalardır, Bu sigortalarda belli oranlar gözetilerek işçinin vergi matrahından indirilmektedir.

GV Kanun 63’üncü maddesi 3 fıkrasında yer verilen indirim ile ilgili olarak aynı Yasa’  da işveren tarafından yapılan BES  ve 63 maddede yer verilen işçi sağlık sigortası aynı personel bordrosunda yer alırsa İşveren BES+işsi şahıs sigortası’ nin toplamı % 15 ten fazla olamaz hükmüne yer verilmiştir.  Aylık toplam kazancın   % 15 ini geçmeme ve asgari ücretin yıllık toplamını geçmeme oran sınırlamasına dikkat etmek gerekmektedir.

İşveren Tarafından yapılan Özel Sağlık Sigortasının gider yazılması için istisna uygulamasına GVK 40 maddesinde yer verilmesi gerekmektedir. GVK 40 maddesinde böyle bir hüküm yoktur. Sadece Ücret sayılan ödemler içerisinde GVK 63 Maddesinde Özel Sağlık Sigortası yapılması halinde Aylık Gelir Vergisi Matrahından oransal sınırlamalar esas alınarak işçiye vergi avantajı sağlanmakta ve İşveren tarafından yapılan  BES ödemesi varsa her ikisin toplamı % 15 sınırını geçemeyeceği için işçinin önceliği bulunması nedeniyle işveren tarafından BES indirimi  yapılamayacağı veya oranlar içerisinde kalacak şekilde bir kısmına indirim uygulanacağı durumu ortaya çıkmaktadır.

Yukarıdaki inceleme de İşverenler tarafından yapılan Özel Sağlık Sigortası’ nın vergisel boyutu bakımından indirim uygulamasının hatalı olduğunu göstermektedir.  İstisna kapsamında olabilmesi için GVK 40 maddesinde gider kaydına yer verilmesi ve sınırların çizilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Özle Sağlık Sigortası ile ilgili indirim sadece GVK 63 Maddesi 3 fıkrasında yer bulmuştur. İşçisine Özel Sağlık Sigortası yaptıran işveren’ in indirim hakkı bulunmadığı ve ücret olarak bordroya konması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu konudaki görüşümüzü doğrulayan bir diğer belge ise; bir firma tarafından Gelir İdaresi Başkanlığından 2014 yılında alınan Özelge’ de   

“Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, işverenlerce ödenen şahıs sigorta primleri, işle ilgili olarak ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen ücret kapsamında olduğundan, söz konusu primlerin öncelikle ücretin matrahına ilave edilerek  Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince gelir vergisi tevkifatı kesilmek suretiyle vergilendirilmesinden sonra GVK  40 a göre genel gider olarak herhangi bir tutar ve oran sınırlaması olmaksızın indirim konusu yapılması mümkündür” ifadesine yer verilmiştir.

Şirketlerin personeli adına yaptırdığı ve bedelinin şirket tarafından karşılandığı Özel Sağlık Sigortasının gider yazılabilmesi için ücret olarak bordroya konması SGK istisnası sonrasından GV ve Damga Vergisine tabi tutularak giderleştirilmesi gerekmektedir. GVK bakımından herhangi bir istisna söz konusu değildir.

Yukarıda yer verilen 1 ve 2 uygulama şekli yanlış olup şirketlerin bilmeden Vergi kaçırmasına neden olduğu da bir gerçektir. Bordro uygulamalarındaki hatalar şirketlerin risklerini arttırmaya devam etmektedir.

Saygılarımla.

Şakir Gülsever

İş ve Sosyal Güvenlik Müşaviri
İK Yönetim Danışmanı
SMMM –EğitmeN



Paylaş:

30 Ağu 2018

BAKANLIK DENETİMLERİ HIZLI BAŞLADI


Çalışma Hayatı ile ilgili son dönemlerde yapılan değişiklikler için Şirketler İnsan Kaynakları Süreçleri ve Yasal uygulama süreçlerinin sağlıklı olarak birlikte yapılandırılması ile riskleri önleme imkanı bulunmaktadır.
Çalışma Bakanlığı tarafından yapılmaya başlanan çapraz kontroller ile firmaların yasal belgeleri ve ve ücret bordroları alınarak yapılan çalışmalar sonucunda ciddi problemlerle karşılaşılması nedeni ile tedbir almaları önemli bulunmaktadır.
01.08.2018 Tarihinden itibaren Elektronik sektörü ile başlayan çapraz denetimler tüm sektörlere yayılacaktır. Firmaların büyük bir kısmının eksikleri nedeniyle geçmişe yönelik Sigorta bildirge,muhtasar beyanlarının cezalı olarak değişimi söz konusu olduğu kadar alınan teşviklerin faizleri ile iadesi söz konusu olacaktır.
İNDENSE olarak firmaların bu konudaki risklerini önleyici tedbir almak için firmamıza ulaşmanızda fayda bulunmaktadır.

Şakir Gülsever 
İK Yönetim Danışmanı 
İş ve Sosyal Güvenlik Danışmanı 
Eğitmen 
www.İndense.net
www.indensehr.com
0216 709 26 94
0532 236 13 39

Paylaş:

6 Ağu 2018

TEŞVİKLERİNİZİ İYİ KORUYUN

         

İstihdamın arttırılması için SGK tarafından verilen teşvikleri İşletmeler almak için çaba sarf etmektedir.  Alınması kolay olan bu teşviklerin firmalar şartlı olarak almaktadır. Kanun ve tebliğlere göre teşvikleri alırken en önemli kavram yasalara uygun olarak istihdam sağlamak ve işveren olarak belli istihdam koşullarına uymak gerekmektedir.

Yasa ve tebliğlere göre işverenlerin uyması gereken önemli kurallar bulunmaktadır.
1)     Kaçak personel çalıştırmayın,
2)     Ücret ve diğer ödemeleri doğru yapın,
3)     Aylık bildirgeleri zamanında verin,
4)     Ödemeleri zamanında yapın.
5)     Sizin ve alt işveren'lerinizin prim borcu bulunmasın
6)     Taksitlendirilmiş borcunuz varsa bunları da zamanında ödeyin,
Yukarıda yer verilen şartların sağlanması halinde çıkarılan çeşitli yasalar ile SGK tarafından aylık prim tahakkuklarında indirim uygulanarak firmalar teşvik edilmektedir.

Alınan bu teşvikleri firmaların büyük kısmının hak ettiğinden bahsetmek imkanı bulunmamaktadır.  Yazının başlığında bahsettiğim gibi teşviklerin korunmaya ihtiyacı bulunmaktadır.  Alınan teşvikler firmalar kendi paraları olarak görmekte ve yapması gereken işlere önem vermemektedir.

Alınan bu teşvikler kurallara uyduğumuz zaman işletmelerin maliyetlerini azaltan önemli bir kaynak olsa da firmalara gizli riskleri olan çok daha pahalı bir kaynak olarak geri dönecektir.
a)     Alınan teşviklerin tamamının faizleri ile birlikte geri alınması,
b)     Aylık Prim Hizmet Belgelerinin yeniden verilmesi
c)      Her bildirge için 4.059TL İPC ödenmesi(Aylık 20 civarında bildirge veren firmalar için 100.000TL aylık İPC cezası), Asgari 5 yıl,
d)     Bu ödemeler gider yazılamayacağı için Kanunen Kabul edilmeyen gider olarak % 20 Kurumlar vergisi ödemesi için Vergi beyannameleri yedinden verilmesi ve cezaları ile ödenmesi,
e) Ücret ödemlerinin bir kısmının elden ödenmesi halinde Teşviklerin kaybı, faizler,bildirge cezaları, muhtasar beyannamelerin geçmişe dönük yeniden verilmesi sigorta ve vergilerin  yeniden hesaplanması, bildirgelerin yeniden verilmesi,
f)       Son yönetmelik değişikliklerine göre ücret gizleyen veya haksız ödeme yapılmasına neden olan yönetici ve kişiler için Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu  yapılan 5 yıla kadar hapis cezası istemi,

Mevcut yasalar ve son değişikliklere uygun davranmayan işletmeler için ciddi yaptırımlar gündeme gelmektedir.   Tüm bu olayları tetikleyecek olaylar ise Meslek Kodu Çalışması ile SGK tarafından başlatılan ve incelemeler ile Bildirge ve Muhtasar beyannamelerin birleştirilmesi aşamasında yaşanacaktır.

Sağlıklı Organizasyon şeması bulunmayan şirketlerin Meslek Kodlarının doğru  olmaması nedeniyle düzenleme yapmaya ve tedbir almaya ciddi anlamda ihtiyacı olacaktır. Unutulmaması gereken tedbir almama halinde firmaların yaşayacağı ciddi maliyetler oluşacağı gibi alınan teşviklerin geri dönüşünün ciddi boyutlara ulaşacak olmasıdır. 

Bir diğer konu ise Kendi işletmenizde bazı tedbirler alma imkanı bulunsa da Alt işveren firmaların tüm işlemlerinin sorumluluğu firmanıza ait olması nedeniyle onların hatalarından dolayı da bu kayıpların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Saygılarımla.

Şakir Gülsever

İş ve Sosyal Güvenlik Müşaviri
İK Yönetim Danışmanı
Eğitmen

Paylaş:
Copyright © Şakir Gülsever | Powered by Şakir Gülsever